Cuma, Kasım 20, 2009

depresyondayim

Anneligin en guzel tarafi bebegini emzirmek olsa gerek. Malesef bunu yapamiyorum.Yigit sarilikken biberonla mamaya basladim. Biberona alisinca anne sutunu almamaya basladi. Cok canim sikkin. Mert biberonla mama yemisti ama anne sutunu de 2 sene aldi. Cok caresiz hissediyorum. Uyku gozumden akiyor. Cocuklar uyurken Yigit her an kalkabilir! Biraz uyumaliyim. Umarim bu donemi cabuk atlatirim da yazilarima da donebilirim.

Perşembe, Kasım 12, 2009

hoşgeldin Yiğit İbrahim

Yiğit İbrahim 1 ay 3 günlük oldu. Pek maceralı geldi aramıza. Hoşgeldin bebeğim, iyi ki geldin. Nereden başlamalı anlatmaya acaba. Ankara da doktor araştırmaları mı, hastane araştırmalarımı mı anlatsam! Onca Ankara seferlerimiz, aylık kontroller derken Yiğit Bolu da dünyaya geldi.
37 haftalık hamileyim. Günlerden Perşembe Ankara ya Cumartesi gideceğiz. Gidicem ve artık dönmiycem. Doğumu bekliyecem Ankara da. Evde tüm hazırlıklar tamam. Eşim iş dolayısıyla Çarşamba günü Ankara ya gitti. Giderken sizi de götüreyim dedi. İstemedim. Ben 2 gün sonra gidicem şimdi gelmiycem dedim. Evde yapmam gereken işler kafamda hala. Hiçbirşey planlı olmuyormuş şu hayatta. Gece 01:36 aman Allah ım evde yalnızım Mert uyuyor. Yiğit gelmeye kararlı. Doktorumu aradım. Ayça hanım Ankara ya gelmeye kalkmayın en yakın sağlık merkezine başvurun dedi. Riske atamam. İyi de ben Bolu da hastane, doktor bilmiyorum ki! Aysel ablamızı Mertin yanına getirttim. Alt komşumu aradım. Zaten herşey hazırdı. Biz doğru Bolu ya yola koyulduk. Eşim de annemle birlikte Ankara dan yola çıktı. Mert i evde bırakmak zordu çok zordu. İlk defa bırakıyordum, mecburdum. Merdivenden iki basamak indim, döndüm koştum odasına tekrar Mertime baktım. Gitmeliyim artık. Peki Bolu da nereye gidicem ben şimdi. Büyük Kadın doğum hastanesini tercih ettim. Gecenin 2 sinde pek araştırma yapmaya fırsat yok. Ne de olda devlet hastanesi, yüzlerce kadın doğum yapıyordur diye gittik Bolu kadın doğum hastanesine. Ben hastanede epüdral diye inliyorum. Biliyorum ki epüdralin takılma zamanı var. Bir zaman sonra takılamıyor. Hemşire burada epüdral yok deyince yüzümdeki ifadeyi anlatmam imkansız olur. Allah kimseyi darda koymuyor.

Çok şükür 9 Ekim 2009 sabaha karşı 04:30 da Yiğit İbrahim normal doğumla aramıza geldi. (3150gr, 50cm, 34cm)Doğumhaneden çıkınca annemi gördüm. Eşimle rekor bir hızla, bir buçuk saatte Ankara dan Bolu ya gelmişler. Doğuma yetiştiler.

Bizim hikayemiz böyle. Gerisinde sarılıktan 2 gün hastanede yattık. Çok şükür evimizdeyiz. Şimdi gaz sancıları peşimizi bırakmıyor, derken günler de böyle geçiyor. Şu an gece gündüz karışmış durumda. Hangi gündeyiz pek bilgim yok, her gün birbirinin aynısı. Bu günler de böyle geçecek biliyorum.

Mert e gelince, kardeşini çok seviyor. Beni kıskanıyor ama belli etmiyor. Gözümü ayırdığım an Yiğit in tepesinde buluyorum. İlk iş şapka ve eldivenlerini kaçırıyor. Daha çok küçük Mert, abi demeye dilim varmıyor. O daha minik bebeğim benim.

Yiğit İbrahim oğlum hoşgeldin, iyi ki geldin, seni çok seviyoruz. Adın gibi ol. Hayırlı ömrün olsun. Vatanına, milletine, annene, babana hayırlı evlat ol. Merhametli ol ,dürüst ol ,vicdan sahibi ol. Fırsat buldukça ikinizi de burada anlatacağım. Büyüdüğünüzde inşallah beraber okuyacağız bu sayfaları. İkinizi de çok seviyorum.