Cuma, Ocak 14, 2011

caillou tiyatrosu gelmiş


Geçen pazar günü tiyatronun geldiğini duyunca koşa koşa gittik. Gençlik Parkı Ankara Gala Programı na giriş rezervasyonlu idi. Aman Allah ım o ne kalabalık. Caillou artık çocukların arkadaşı. Bilmeyen yok. Şu yazımda yazdığımdaki gibi değil caillou. Çok daha popüler. Mert tiyatroyu gözünü kırpmadan izledi. Çıkışta tutturdu resim çektiricem diye. Yüzlerce çocuk, izdiham, ... ay bana fenalık geldi. Çocukları içeri tek tek alıyorlar foto için. Sıra geleceğe benzemiyor. Hemen çocuk grubu oluşturalım dedim. Arkaya çekilmeyen velilere de tebrikler doğrusu. Caillo yu içerden çağırttım. Gelsin de şurda dursun 2 dakka foto çekilsin. Çocuklar hazır bekliyor diye. Yukardaki foto çabalarım sonucu çıktı ortaya. Bir de Mert im makineye baksaydı daha güzel olurdu ama olsun.

Cuma, Ocak 07, 2011

mutluluk projesi


Bir kitabı elime alıyorum bitmesi aylar sürebiliyor! Neden peki? Zaman yok!! eee zaman zaten hiç bir zaman yok ki. Dişçiye gidilmesi gerekiyor zaman yok, kuaföre gitmem lazım zaman yok, diyetisyenime gitmem lazım zaman yok,... bu böyle uzar. Zaman yok da demiyeyim de fırsat olmuyor. Hep birşeyler çıkıyor. Olmayan zaman bakıyorum akııppp gitmiş.... sanırım bu haleti ruhiye her kadının başında var. Hayatlarımıza sahip cıkamama, daha doğrusu ana, yaşadığımız anlara odaklanamama, hayatımızda maksimumda mutluluğa erişememe. Hep birşeylere yetişme çabası... ama du bi dakka şu an geçiyor tut onu, onu anla yaşa hisset.

Tabi ki Gretchen Rubin in hissettikleri farklı. Yaşanan mekan farklı. Zevkler farklı. Amaç maksimumda mutluluğa erişmek onu yaşamak. Mutluluk Projesi mutlu bile olsanız daha fazla mutlu olabilirsiniz diyor. Ben kendimce böyle özetledim. Kitabı okudukça şu cümle beynimde hiç eksik olmadı. Vay be kadına bak. Evet kahkaha yogasına katılıyor, alışılmışın dışına çık diyor atlarla ilgili dergi alıyor, benim tabirimle sabahın köründe kalkıyor, sporunu yapıyor, kitaplarını okuyor, çocuklarına eşine ailesine yetişiyor, mutlu ama daha fazla mutlu olmak istiyor. Ben kendimi kıyasladığımda NewYork lu bir kadınla kendimi kıyaslamam gerektiğini savundum, daha doğrusu bu şekilde kendimi avuttum. Yoksa mutluluk projesini okurken mutsuz olacaktım. Uygulamaya konulursa kitapta günlük hayatımızdaki ufak değişikliklerin dahi bizleri daha mutlu edebileceğini söylüyor. Mesela at-onar-düzenle diyor. Evdeki dağınıklık biz farkında olmadan hayatımıza müdehale ediyor. Negatiflik yayıyor. Ya atacaksın ya onaracaksın ya da düzenleyeceksin. Bunları yapmadığın takdirde dağınıklık da alıp başını gidiyor. Sürümcemede kalmış bir işini hallet. Bu herkesi mutlu eder heralde. Erteleme, yapacağın iş ne ise onun hakkında kararını ver ve o işi hallet.

Önce biz mutlu olacağız. Bu çevremize yansıyacak. Elbette bu yazdıklarımı bu kitabı okuyunca öğrenmedim. Bunlar evrensel. Dünyanın neresine giderseniz aynı. İyilik yap iyilik bul. Başkalarına yardım et. Hoşgörülü ol. Dırdırlanmayı bırak. Dedikodu yapma. İşte mutlu olabilmek her an çok çaba gerektiriyor. Enerji istiyor. Sonuçlarına da değiyor. Negatif olmak, bunalım takılmak, hep isyanlarda olmak kolay. Mutlu olabilmek (anlık değil ama her daim) büyük bir çaba istiyor. Kitaptaki Rahibe Theresa örneği muhteşem.

Yeni kitabıma başladım. sanırım aylar sonra buraya yazabileceğim :(